Hoca Ahmet Yesevi’nin ‘Türk Devlet Geleneği’ndeki Rolü’ adlı panel yoğun ilgi gördü
Politik Stratejiler Araştırma Merkezi (POLSAM) tarafından ‘Hoca Ahmet Yesevi’nin Türk Devlet Geleneği’ndeki Rolü’ konulu panel düzenlendi.
Eskişehir’de Taşbaşı Kırmızı Koltuklu Salon’daki panel yoğun ilgi gördü. Programın açılış konuşmasını yapan POLSAM Başkanı Av. Ahmet Doğanses, "Merkezimiz olarak düzenlediğimiz bu panelin temel amacı; tarihi bir şahsiyeti anmak değil, ‘Yesevî öğretisinin günümüz devlet yönetim anlayışına, sosyal barışa ve bölgesel iş birliğine nasıl ışık tutabileceğini bilimsel verilerle ortaya koymaktır’’ dedi.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Özmen, yaptığı konuşmada, "Ahmet Yesevi, siyasi istikrarsızlığın hâkim olduğu bir dönemde toplumu doğrudan siyasetle değil, ahlaki ve manevi temeller üzerinden yeniden inşa etmeyi hedeflemiştir. ’Kâmil insan’ öğretisiyle, ahlaki olgunluğa ulaşmış birey üzerinden adil yönetim ve sağlam bir toplumsal düzenin mümkün olduğunu ortaya koymuştur. Yesevi’ye göre adalet, yalnızca hukuki bir ilke değil, devlet düzenini ayakta tutan temel bir değerdir. Birlik ve beraberliği zedeleyen hırs, dünya tutkusu ve ayrışmanın, özellikle yöneticiler eliyle toplumsal çözülmeye yol açmıştır. Rüşvet ve ahlaki yozlaşmayı devlet düzeninin en büyük tehditleri arasında gören Yesevi, kamu düzeninin ancak ehliyet, dürüstlük ve sorumluluk bilinciyle korunabileceğini ifade etmiştir’’ dedi.
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Türkolog Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar da, ‘’Hoca Ahmet Yesevi’nin Türk devlet geleneğinin oluşumunda belirleyici bir rol oynadı. Yesevi’nin devlet anlayışı, ahlak, adalet ve insan merkezli bir yaklaşımla şekillendirdi. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düşüncesinin bu öğretinin temelini oluşturdu’’ dedi.
Emekli Akademisyen Tarihçi Dr. Cezmi Karasu ise, "Ahmet Yesevi düşüncesinin Anadolu’daki en önemli temsilcisi Hacı Bektaş Veli, Rumeli’deki en önemli temsilcisi ise Sarı Saltuk’dur. Sarı Saltuk’un dervişleri; Fatih öncesi ve sonrasında şenlendirme adı verilen üretken tarım faaliyetleri ile Türkleştirme, İslamlaştırmaya katkı sağlamışlardır. Bugün Balkanlarda Türklükten söz edebiliyorsak; Yesevi, fikirleri ile atılan bu sağlam temeller sayesindedir’’ dedi.
Panel’in sonunda; konuşmacılara plâket takdim edildi.
Eskişehir’de Taşbaşı Kırmızı Koltuklu Salon’daki panel yoğun ilgi gördü. Programın açılış konuşmasını yapan POLSAM Başkanı Av. Ahmet Doğanses, "Merkezimiz olarak düzenlediğimiz bu panelin temel amacı; tarihi bir şahsiyeti anmak değil, ‘Yesevî öğretisinin günümüz devlet yönetim anlayışına, sosyal barışa ve bölgesel iş birliğine nasıl ışık tutabileceğini bilimsel verilerle ortaya koymaktır’’ dedi.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Özmen, yaptığı konuşmada, "Ahmet Yesevi, siyasi istikrarsızlığın hâkim olduğu bir dönemde toplumu doğrudan siyasetle değil, ahlaki ve manevi temeller üzerinden yeniden inşa etmeyi hedeflemiştir. ’Kâmil insan’ öğretisiyle, ahlaki olgunluğa ulaşmış birey üzerinden adil yönetim ve sağlam bir toplumsal düzenin mümkün olduğunu ortaya koymuştur. Yesevi’ye göre adalet, yalnızca hukuki bir ilke değil, devlet düzenini ayakta tutan temel bir değerdir. Birlik ve beraberliği zedeleyen hırs, dünya tutkusu ve ayrışmanın, özellikle yöneticiler eliyle toplumsal çözülmeye yol açmıştır. Rüşvet ve ahlaki yozlaşmayı devlet düzeninin en büyük tehditleri arasında gören Yesevi, kamu düzeninin ancak ehliyet, dürüstlük ve sorumluluk bilinciyle korunabileceğini ifade etmiştir’’ dedi.
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Türkolog Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar da, ‘’Hoca Ahmet Yesevi’nin Türk devlet geleneğinin oluşumunda belirleyici bir rol oynadı. Yesevi’nin devlet anlayışı, ahlak, adalet ve insan merkezli bir yaklaşımla şekillendirdi. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düşüncesinin bu öğretinin temelini oluşturdu’’ dedi.
Emekli Akademisyen Tarihçi Dr. Cezmi Karasu ise, "Ahmet Yesevi düşüncesinin Anadolu’daki en önemli temsilcisi Hacı Bektaş Veli, Rumeli’deki en önemli temsilcisi ise Sarı Saltuk’dur. Sarı Saltuk’un dervişleri; Fatih öncesi ve sonrasında şenlendirme adı verilen üretken tarım faaliyetleri ile Türkleştirme, İslamlaştırmaya katkı sağlamışlardır. Bugün Balkanlarda Türklükten söz edebiliyorsak; Yesevi, fikirleri ile atılan bu sağlam temeller sayesindedir’’ dedi.
Panel’in sonunda; konuşmacılara plâket takdim edildi.